EnerjiHaberler

Küresel Enerji Değerlendirmesi 2025: Yenilenebilir Enerji ve Nükleer Güçteki Artış

Küresel Enerji Değerlendirmesi 2025 Raporu

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (UEA) 2025 yılına ait “Küresel Enerji Değerlendirmesi” raporuna göre, 2023 yılında dünya genelinde enerji talebi, önceki yıllara kıyasla daha hızlı bir artış gösterdi. Bu dönemde elektrik üretimi de yaklaşık 1200 teravatsaat artarak önemli bir yükseliş kaydetti. Toplam elektrik üretiminin %32’si yenilenebilir enerji kaynaklarından, %9’u ise nükleer enerjiden sağlandı. Yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektrik üretimi büyük ölçüde güneş ve rüzgar enerjisinin katkısıyla gerçekleşti.

Güneş ve rüzgar enerjisinden yapılan elektrik üretiminin 2024 yılı itibarıyla rekor bir seviyeye ulaşarak 670 teravatsaat arttığı gözlemlendi. Bu süreçte nükleer santrallerden elde edilen elektrik üretimi de 100 teravatsaatlik bir artış gösterdi. Ayrıca, yenilenebilir enerji kapasitesinde de kayda değer bir yükseliş yaşandı; dünya genelinde yaklaşık 700 gigavatlık yenilenebilir enerji kapasitesi devreye alınırken, bunun yaklaşık %80’ini güneş enerjisi santralleri oluşturdu.

Dokuz Yeni Nükleer Reaktör İnşasına Başlandı

Diğer yandan, nükleer enerji alanında da yaklaşık 7 gigavatlık yeni kapasite eklenmiş durumda. 2024 yılında dokuz yeni nükleer reaktörün inşasına başlandı ve bu reaktörlerin tamamlanmasıyla toplam 11 gigavatlık ek kapasitenin sisteme dahil edilmesi bekleniyor. Yeni projelerin büyük bir kısmı, Çin ve Rusya tasarımları temel alınarak yürütülmekte.

Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) güneş ve rüzgar enerjisinden elde edilen elektrik üretimi, ilk kez kömür ve doğal gazdan üretilen elektriği geride bıraktı. Özellikle Çin’de güneş ve rüzgar enerjisinin toplam elektrik üretimindeki payı ise yaklaşık %20 seviyelerine ulaştı.

Dünyada Elektrik Sistemleri Değişiyor

Oxford Enerji Çalışmaları Enstitüsü’nden Araştırma Görevlisi Aliaksei Patonia, düşük karbon salınımına sahip enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payının artmasının, küresel elektrik sistemlerini dönüştürdüğünü ifade etti. Bu artışın, devlet teşvikleri ve temiz enerjiye yönelik artan kurumsal taleplerden kaynaklandığını belirten Patonia, “2024 yılında dünyada temiz enerjiye yapılan yatırım 2,1 trilyon dolara ulaşarak rekor kırdı. Değişken yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaşması, şebeke esnekliğine yatırım, enerji depolama sistemleri ve dalgalanan elektrik üretimini yönetmek amacıyla elektrik sistemlerinin dijitalleşmesini sağladı,” şeklinde değerlendirmelerde bulundu.

İlginizi Çekebilir  Türkiye'nin Dış Borç Stoku: 30 Haziran 2023 Verileri

Patonia, nükleer enerjinin mevcut durumda bölgesel olarak eşit olmasa da temiz enerjiye önemli katkılarda bulunduğuna dikkat çekti. Yeni projelerin çoğunun Çin ve Rusya’da yoğunlaştığını vurgulayan Patonia, ABD, Avrupa ve Asya’daki mevcut nükleer santrallerin güvenilir ve sıfır karbonlu baz yük üretimine katkıda bulunduğunu söyledi. Nükleer enerjinin, güneş ve rüzgar gibi değişken yenilenebilir enerji kaynaklarından farklı olarak, sabit yük üretme garantisi sunduğunun altını çizdi.

Patonia, nükleer enerjinin öneminin öngörülebilir gelecekte daha da artmasının muhtemel olduğunu ifade ederek, özellikle ABD, İngiltere, Kanada ve Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde mevcut reaktörlerin ömrünü uzatma ve küçük modüler reaktörler (SMR) gibi yeni teknolojilere yönelme konusunda artan bir ilgi olduğunu bildirdi. Daha fazla kapasite artışının ise finansman, düzenleyici çerçeveler ve en önemlisi kamu kabulü ile ilgili zorlukların aşılmasına bağlı olacağını düşündüğünü dile getirdi.

Kömürün Payının Düşmesi: Enerjide Dönüm Noktası

Patonia, ABD ve AB gibi bazı bölgelerde yenilenebilir enerji üretiminin kömürden üretilen enerjiyi aşmasının, küresel enerji geçişinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtti. “Bu, geçmişte olası görülmeyen bir değişim. Kömürden enerji üretimi, özellikle gelişmiş ekonomilerde düşüşe geçiyor. Ancak Çin ve Hindistan gibi ülkelerde kömür, hâlâ önemli bir kaynak olmaya devam ediyor. Fakat uzun vadede temiz enerji ve iklim politikaları kömür kullanımını kısıtlayacaktır,” dedi.

Temiz enerji tedarik zincirleri, şebeke altyapısı ve lityum, kobalt gibi kritik madenler üzerinde yoğunlaşan rekabetin, enerji geçişinde kritik bir trend olduğunu belirten Patonia, “Bu rekabet, ülkelerin üretim kapasitelerini güvence altına alma, bağımlılıklarını azaltma ve esnek temiz teknoloji endüstrileri inşa etme çabalarıyla birlikte enerji geçişine jeopolitik bir boyut kazandıracaktır,” ifadelerini kullandı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu