Avrupa’nın Savunma Harcamaları ve Ekonomik Etkileri

Avrupa’nın Savunma Harcamaları Üzerine Analiz
Fitch Ratings’ten yapılan son açıklamada, 3 yıl önce patlak veren Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında neredeyse tüm Avrupa ülkelerinin savunma bütçelerini artırma yoluna gittiği vurgulanıyor. Ancak, bazı ülkelerin bütçelerinin NATO’nun belirlediği Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 2’sinin altında kalmaya devam ettiği kaydedilmektedir.
Ayrıca, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in bu ay içerisinde yaptığı açıklamada, AB üyesi ülkelerin ortak savunma harcamalarının GSYH’nin yüzde 3’ünün üzerine çıkması gerektiğini belirtmesi dikkat çekicidir. Bu bağlamda, İngiltere’nin savunma harcamalarını 2027’ye kadar GSYH’sinin yüzde 2,5’ine yükseltme taahhüdünde bulunduğu ifade edilmektedir.
İngiltere’deki savunma harcamalarının, denizaşırı yardımlardan yapılacak kesintilerle finanse edileceği ve daha sonra bu oranın yüzde 3’e çıkarılmasının hedeflendiği açıklanmıştır. Ancak, yüzde 3’lük savunma harcamaları hedefinin orta vadede tüm Avrupa ülkeleri tarafından gerçekleştirilmesinin pek olası olmadığı öne sürülmektedir.
Fitch’in değerlendirmesine göre, savunma harcamalarında 3-4 yıllık bir artış döneminin ardından elde edilecek yıllık 1 puanlık yükseliş, birçok ülke için makul bir hedef olarak görülebilir. Bununla birlikte, yaşlanan nüfus, yüksek borç servisi maliyetleri, artan sosyal harcama talepleri ve vergi artırımlarındaki siyasi zorluklar göz önünde bulundurulduğunda, harcama kesintileri yapmanın zorluğu daha da belirgin hale gelmektedir. Bu durumun, muhtemelen daha yüksek mali açıklara ve finansman ihtiyaçlarına yol açacağı vurgulanmaktadır.
Kamu maliyesinin, bölgedeki ülke notlarının önemli bir itici gücü olduğu belirtilirken, Avrupa düzeyinde borçlanmanın savunma harcamalarındaki artışın bir kısmını finanse etmek amacıyla kullanılacağı düşünülmektedir. Ayrıca, savunma harcamalarındaki artışın, ABD’nin ticaret politikası nedeniyle zaten yüksek olan ekonomik belirsizlik dönemine denk geldiği de ifade edilmektedir.
Sonuç olarak, yerli sanayilere yönelik harcamalardaki keskin artışın, büyüme üzerinde bir miktar olumlu etkisi olabileceği, ancak bunun boyutunun oldukça belirsiz olduğu değerlendirilmiştir.



