Haberler

Türk Hazır Giyim Sektörünün Zorlukları ve Fırsatları: TGSD Başkanlarının Değerlendirmesi

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanlarının Değerlendirmesi

TGSD Başkanı Toygar Narbay ve Dr. Ümit Özüren, Türk hazır giyim sektörünün karşılaştığı zorluklar ve çözüm önerileri üzerine kapsamlı bir değerlendirme yaptılar. 2023 yılı itibarıyla dünya hazır giyim ihracatında görülen yüzde 9’luk düşüşle paralel olarak, Türk hazır giyim sektörü de 2024 yılında dünya hazır giyim ihracatındaki yüzde 2’lik daralmadan ayrışarak yüzde 6,9 oranında bir küçülme yaşadı. Bu durum, sektörün karşılaştığı sorunların yanı sıra, potansiyel fırsatları da beraberinde getiriyor.

2024 yılında yaşanan 1,3 milyar dolarlık kaybın nedenleri arasında, global resesyonun etkisi, Rusya, Ukrayna ve İsrail pazarlarındaki daralma ile yüksek enflasyon ve faiz oranlarının sektörde yarattığı rekabet kaybı yer alıyor. TGSD Başkanı Toygar Narbay, “Türk hazır giyim sektörünün karşısında Trump’ın Çin’e yönelik uygulamaları, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın getirdiği gereklilikler ve bölgedeki savaşların sona erme ihtimali gibi önemli fırsatlar var. Ancak bu fırsatları değerlendirebilmek için, mevcut durumda zararına satış yaparak pazarlarını korumaya çalışan firmaların desteklenmesi kritik bir öneme sahip” dedi.

Narbay, Türk hazır giyim sektöründeki maliyetlerin Asya’dan yüzde 61, Kuzey Afrika’dan ise yüzde 46 daha pahalı olduğunu vurgulayarak, kur ve faiz desteği sağlanması halinde sektördeki iyileşmenin sadece ihracatla sınırlı kalmayacağını, aynı zamanda istihdamın artacağı ve ithalatın düşeceği yönünde öngörülerde bulundu.

Sektörün Genel Durumu ve Geçmiş Yıllara Dair Veriler

Geçtiğimiz yıl, 17,9 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren Türk hazır giyim sektörü, bu rakamın yaklaşık 14 milyar dolarını dış ticaret fazlası olarak ekonomiye kazandırdı. Ayrıca, 8 milyar dolarlık iç pazar üretimi ile önemli ölçüde ithalatın önüne geçti. Ancak, sektör son iki yıldır yüksek enflasyon, artan faiz oranları ve baskılanan döviz kuru gibi etkenler nedeniyle zorlu bir dönemden geçiyor.

TGSD’nin yeni başkanları Toygar Narbay ve Dr. Ümit Özüren, TGSD Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel’in de katılımıyla düzenledikleri toplantıda, sektörün yaşadığı zorlukların nedenleri ve çözüm önerileri üzerine geniş bir tartışma gerçekleştirdi.

İlginizi Çekebilir  Limon İhracatında Durdurma Kararı

2024 Yılı İçin Öngörüler ve Kaybın Nedenleri

Narbay, 2024 yılında yaşanacak daralmanın 1,3 milyar dolara denk geldiğini belirterek, bu kaybın kaynaklarını şöyle açıkladı:

  • Kaybın %29’u global resesyondan;
  • %46’sı Rusya, Ukrayna ve İsrail pazarlarındaki kayıptan;
  • %25’i ise yüksek enflasyon ve rekabetçiliğin kaybından kaynaklanmaktadır.

2022 yılında 2,7 milyar dolar olan hazır giyim ithalatının 2024 yılı sonunda 4 milyar dolara yükselebileceği öngörülüyor. Bu durum, uygulanan politikaların ihracattaki rekabet gücünü azaltırken ithalatı artırdığını gösteriyor. Narbay, 2022-2024 yılları arasında toplam 3,3 milyar dolarlık ihracat kaybı yaşandığına ve kayıtlı istihdamda 146 bin kişilik bir azalma olduğuna dikkat çekti.

Rekabet Gücü ve Maliyetler

Narbay, Türk hazır giyim sektörünün dünya genelinde altıncı, Avrupa’da ise üçüncü büyük tedarikçi olduğunu belirterek, “Dünya hazır giyim ticaretinden aldığımız yüzde 3,48 pay ve sağladığımız 590 bin kişilik istihdam ile Türkiye’nin en önemli endüstrilerinden biriyiz. Ancak son iki yılda yüksek enflasyon ve baskılanan kur politikaları nedeniyle sektördeki alıcılar, maliyet farkını ödemekte isteksiz hale geldi” dedi.

Ham madde fiyatlarının dünya borsalarındaki dalgalanmalara bağlı olarak belirlendiğini ifade eden Narbay, maliyet rekabetçiliğinin TL bazlı kalemler üzerinden döviz kuruna çevrilen maliyetler ile belirlendiğini vurguladı. TGSD’nin hazırladığı rekabet modellemesine göre, 2024 yılında kilogram başına 15,2 dolara sattıkları bir üründe Asya’daki rakiplerine göre yüzde 61, Kuzey Afrika’daki rakiplerine göre ise yüzde 46 daha pahalı hale geldikleri belirtiliyor.

İyileşme İçin Destek Talepleri

Narbay, “2022-2024 döneminde kur sepetinin yüzde 101, enflasyonun yüzde 138, iş gücü maliyetlerinin ise yüzde 249 oranında arttığını göz önünde bulundurursak, mevcut politikalarla bu endüstrinin rekabetçi olması mümkün değildir” şeklinde konuştu. Sektördeki firmaların 2024 yılında ihracatı sürdürebilmek adına sermayelerini eritme pahasına, kâr etmeden hatta zararına satış yaparak üretimlerine devam ettiklerini belirtti.

“Kur ve faiz desteği sağlandığı takdirde, sektörün iyileşmesi yalnızca ihracatla sınırlı kalmayacak; istihdam artacak ve ithalat düşecektir” diyen Narbay, Türk hazır giyim sektörünün önünde büyük fırsatlar olduğunu vurguladı.

Fırsatların Değerlendirilmesi ve Gelecek Öngörüleri

Narbay, Trump’ın Çin’e karşı uygulayacağı politikaların, Avrupa ve ABD’li alıcıların tedarik güvenliği politikalarını gözden geçirmelerine neden olacağını, bu durumun Türkiye’nin avantajına olabileceğini belirtti. Ayrıca, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın hazır giyim ve tekstili kapsayacak olması, Türkiye için önemli fırsatlar sunuyor.

İlginizi Çekebilir  BİM'den ilk çeyrekte dengeli performans

Son olarak, Rusya-Ukrayna savaşının sona ermesi ve Orta Doğu’da barışın tesis edilmesi halinde, kaybedilen pazarların geri kazanılabileceğine dikkat çekti. Ancak tüm bu fırsatları değerlendirebilmek için üretim gücünün korunması, öz kaynakların güçlendirilmesi ve rekabet gücünün artırılması için gerekli desteklerin sağlanması gerektiğini ifade etti.

2024 Tahminleri ve Beklentiler

Bu yıl, dünya hazır giyim ticaretinde bir daralma beklenmediğini belirten Narbay, Türkiye’de kur politikaları ve ihracatçılara yönelik desteklerin uygulanmaması halinde, yılı 17,5 milyar dolar seviyesinde kapatmayı öngördüklerini açıkladı. Bu, yaklaşık yüzde 2,2 civarında bir düşüş anlamına geliyor.

Dr. Ümit Özüren’in Görüşleri

TGSD Başkanı Dr. Ümit Özüren, Türk hazır giyim sektörünün son 40 yılın en zorlu döneminden geçmesine rağmen, dünya hazır giyim ticaretinden aldığı payı yüzde 3,48 seviyesinde tutmayı başardığını vurguladı. Özüren, “2024 yılı itibarıyla sektörümüzün ihracat birim fiyatı kilogram başına 15,2 dolar oldu. Mücevher ve savunma sanayiinden sonra en yüksek değere sahip üçüncü sektörüz. Fakat, pazardaki yüksek fiyat rekabetinden dolayı bu değerin üzerine çıkmak kolay değil. Fiyat artışının tek yolu markalı ihracat yapmaktır” dedi.

Özüren, markalı satışların, ürün değerini 2-2,5 katına çıkarabileceğini, perakende veya e-ticaret kanallarında yapılan markalı satışların ise ortalama birim satış değerinin 80-100 dolar seviyelerine ulaştığını kaydetti. Bunun, ancak firmaların inovasyon, tasarım, markalaşma ve dijital dönüşüm süreçlerine yatırım yapmasıyla mümkün olabileceğini belirtti.

Sektörün Talepleri ve Önerileri

Türk hazır giyim sektörünün beklenti ve talepleri özetle şu şekildedir:

  • Döviz kuru, enflasyonla paralel hareket etmeli ve gerçek değerine getirilmelidir.
  • İhracatçılara yaptıkları net ihracatın yüzde 10’u kadar döviz dönüşüm desteği verilmelidir.
  • Eriyen işletme sermayeleri, yarı değişken faiz oranlarıyla uzun vadeli kredilerle tamamlanmalıdır.
  • Emek yoğun sektörlerdeki KOBİ’lere verilen çalışan başı 2.500 TL destek, ölçek gözetmeksizin tüm firmalara verilmelidir.
  • Bölgesel asgari ücret için çalışma yapılmalı veya asgari ücret destekleri bölgesel gelişmişliğe göre düzenlenmelidir.
  • Eximbank kredi destekleri, toplam ihracat değerinin yüzde 16’sı seviyesine çıkartılmalı ve vadeler uzatılmalıdır.
  • Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum sağlamak için sanayicilerin yapacakları GES yatırımlarına ruhsat almalarının önündeki sorunlar çözülmelidir.
  • İşletmelerin ölçeklerini büyütmeye teşvik edecek yeni teşvik mekanizmaları oluşturulmalıdır.
  • Çevrim içi kanallardan çevre ülkelere satış yapılabilmesi için mikro ihracat ve KDV iade süreçleri kolaylaştırılmalıdır.
  • EYT ile kaybedilen know-how ve iş gücünün işletmelere dönüşünü sağlamak için destekler verilmelidir.
  • Kayıt dışılığı önlemek için emekli çalışanlardan SGK primi alınmamalıdır.
  • Kadınların iş gücüne katılımını artırmak için, sosyal güvenlik sistemine dahil olmayan kadınların SGK primleri 3 yıl boyunca alınmamalıdır.
  • Yerel yönetimlerin ve bakanlıkların, her semte ve mahalleye kreş yatırımlarını ihtiyaca uygun şekilde yapmaları sağlanmalıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu