Dünya Bankası: Kırılgan Ekonomiler ve İç İçe Geçmiş Krizler Üzerine Kapsamlı Rapor

Dünya Bankası’ndan Kapsamlı Bir Analiz: İç İçe Geçmiş Krizler ve Kırılgan Ekonomiler
Dünya Bankası, Kovid-19 sonrası döneme dair ilk kapsamlı değerlendirmeleri içeren “Kırılgan ve Çatışmalardan Etkilenen Durumlar: İç İçe Geçmiş Krizler, Çoklu Kırılganlıklar” başlıklı raporunu yayımladı. Banka, bu analize ilişkin yaptığı açıklamada, 2020’lerde çatışmaların daha sık ve daha ölümcül hale geldiğini, bu durumun da söz konusu ekonomilerin kalkınma göstergeleri açısından diğer ülkelerin gerisinde kalmasına yol açtığını belirtti.
Açıklamada, çatışma ve istikrarsızlık yaşayan ülkelerde kişi başına Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) 2020 yılından bu yana yılda ortalama %1,8 oranında küçüldüğü, buna karşın diğer gelişmekte olan ekonomilerde %2,9 oranında bir büyüme gerçekleştiği vurgulandı. Ayrıca, bu ülkelerde 2023 itibarıyla 421 milyon insanın günde 3 dolardan az gelirle yaşamaya çalıştığı ve bu sayının 2030 yılına kadar 435 milyona ulaşmasının beklendiği ifade edildi.
“Çatışma ya da İstikrarsızlık Yaşayan Ülkelerde GSYH 15 Yıldır Artmadı”
Analizin, “aşırı yoksulluğun sona erdirilmesi” hedefinin neden bu zamana kadar başarılamadığına dair önemli veriler sunduğu kaydedildi. Halen çatışma veya istikrarsızlıkla karşı karşıya olan 39 ekonominin 21’inin aktif çatışma içinde olduğu belirtildi. Gelişmekte olan ekonomilerde aşırı yoksulluk oranının %6’ya düştüğü ancak çatışma ve istikrarsızlık yaşayan ülkelerde bu oranın neredeyse %40’a yükseldiği ifade edildi. Bu ekonomilerde yıllık kişi başına GSYH’nin ortalama 1500 dolar seviyesinde olduğu ve 2010’dan bu yana neredeyse hiç artış göstermediği vurgulandı. Diğer gelişmekte olan ülkelerde ise kişi başına gelir ortalaması 6900 dolara çıkarak iki katından fazla bir artış kaydedildi.
Ayrıca, çatışma veya istikrarsızlık yaşayan ekonomilerin nüfus artış hızına paralel olarak yeterli istihdam yaratamadığı, bu ülkelerde 270 milyondan fazla çalışma çağındaki birey bulunmasına rağmen yalnızca yarısının istihdam edildiği belirtildi.
“Çatışmaların Ekonomik Etkileri Ağır ve Uzun Vadeli”
Çatışma veya istikrarsızlığın kalkınma göstergelerinin tamamına yansıdığı vurgulandı. Bu ülkelerde ortalama yaşam süresinin 64 yıl olduğu, bu durumun diğer gelişmekte olan ülkelerden 7 yıl daha az olduğu aktarıldı. Ayrıca, bebek ölüm oranının bu ülkelerde iki katından fazla olduğu ve gıda güvensizliğinin nüfusun %18’ini etkilediği bildirildi. Çatışmaların genellikle kalıcı hale gelme eğiliminde olduğu ve ekonomik etkilerinin ağır ve uzun vadeli olduğuna dikkat çekildi. Bunun yanı sıra, çatışmaları önleme çabalarının yüksek getiriler sağlayabileceği belirtildi.
Açıklamada, tüm bu zorluklara rağmen, bu ekonomilerin bazı potansiyel avantajlarına da değinilerek, doğal kaynaklar ve genç nüfus gibi unsurların ekonomik büyümeyi yeniden canlandırabileceği kaydedildi.
“Son 15 Yılda Bu Ülkelerde Büyüme Değil Durgunluk Norm Haline Geldi”
Dünya Bankası Başekonomisti ve Kıdemli Başkan Yardımcısı Indermit Gill, son üç yıldır dünyanın dikkatinin Ukrayna ve Orta Doğu’daki çatışmalara odaklandığını belirterek, “Oysa çatışma ve istikrarsızlık yaşayan insanların %70’inden fazlası Afrika’da yaşıyor. Eğer müdahale edilmezse, bu koşullar kronik hale gelebilir. Bugün çatışma ya da istikrarsızlık yaşayan ülkelerin yarısı bu durumu 15 yıldan uzun süredir yaşıyor. Bu ölçekte bir sefaletin bulaşıcı olması kaçınılmaz” değerlendirmesinde bulundu.
Dünya Bankası Başekonomist Yardımcısı ve Beklentiler Grubu Direktörü Ayhan Köse de son 15 yılda bu ülkelerde büyümenin değil durgunluğun norm haline geldiğini vurguladı. Bu ekonomilerin durumuna daha fazla dikkat gösterilmesi gerektiğini ifade eden Köse, “Burada kalkınmayı canlandırmak kolay olmayacak ama mümkün; daha önce de yapıldı. Hedefe yönelik politikalar ve güçlü uluslararası destekle karar alıcılar çatışmaları önleyebilir, yönetişimi güçlendirebilir, büyümeyi hızlandırabilir ve istihdam yaratabilir.” dedi.



