Fransa’da Siyasi Kriz Derinleşiyor: Aşırı Sağın Etkisi ve Ekonomik Sonuçlar

Fransa’da Siyasi Kriz Derinleşiyor
Avrupa’da Almanya’nın ardından Fransa da ciddi bir siyasi krizle karşı karşıya. Ülkede aşırı sağın başlattığı sert muhalefet, hükümetin bütçe görüşmelerini zorlaştırarak durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Muhalefet, bütçe sürecinin bir “mucize” gerektirdiğini öne sürerek hükümete baskı yaparken, hükümet geri adım atmamakta kararlı görünüyor. Özellikle emekli maaşlarının enflasyona endekslenmesi talebi, hükümetin direncini test eden önemli bir konu haline geldi.
Maliye Bakanı Antonie Armand, muhalefetin taleplerini “şantaj” olarak nitelendirerek bu önerilere karşı çıkarken, muhalefetin bu tavra sert bir yanıt vermesi dikkat çekti. Fransa Başbakanı Michel Barnier’in hükümeti, bu krizle başa çıkmakta zorlanıyor; çünkü merkez sağ, parlamentoda yeterli çoğunluğa sahip değil. Bu durum, aşırı sağın desteğini kritik hale getiriyor. Eğer hükümet yeterli desteği sağlayamazsa, Fransa yeni bir siyasi çalkantının eşiğinde bulunabilir.
Bu tartışmaların merkezinde yer alan bütçenin, bu yıl ekonominin büyüklüğünün %6,1’ine ulaşması beklenen Fransa’nın artan bütçe açığını kontrol altına almak amacı taşıdığı ifade ediliyor. Barnier, başlangıçta 40 milyar euroluk harcama kesintileri ve 20 milyar euroluk vergi artışları planlamıştı; ancak bu rakamlar üzerinde bazı tavizler vermek zorunda kaldı.
Krizin Kritik İsimleri: Marine Le Pen ve Aşırı Sağ
Fransa’nın bütçe krizinde aşırı sağın lideri Marine Le Pen, kritik bir konumda bulunuyor. Le Pen ve onun liderliğindeki Ulusal Birlik partisi, Barnier’in işbirlikleri çerçevesinde yerine getirmesi beklenen Noel öncesi taleplerin giderek artan bir listesini ortaya koydular. Parti, bütçeye dahil edilmeleri durumunda, hükümete karşı güvensizlik oylaması başlatacakları uyarısında bulundu. Ulusal Birlik Başkanı Jordan Bardella, RTL radyosuna yaptığı açıklamada, “Son dakika mucizesi olmadıkça, partisinin güvensizlik oyunu devreye alacağını” belirtti. Le Pen, daha önce AFP haber ajansına yaptığı açıklamada, kırmızı çizgilerin karşılanmaması durumunda partisinin, hükümeti devirmek için solla birleşeceğini açıkça ifade etti.
Piyasalarda Sarsıntı
Tüm bu siyasi çekişmeler, Fransa’da piyasalarda da ciddi bir etki yarattı. Tahvil yatırımcıları, krizin etkisiyle Fransa’nın devlet tahvillerinde satışa geçerken, 10 yıllık tahvil getirileri Yunanistan’ın 10 yıllık tahvil getirileriyle aynı seviyeye ulaştı. Yakından izlenen bir risk ölçüsü olan 10 yıllık devlet tahvilleri ile daha güvenli Alman eşdeğerleri arasındaki getiri makası, yakın zamanda 2012’den bu yana en yüksek seviyesi olan 90 baz puana ulaştı. Cuma günü ise bu makas yaklaşık 80 baz puana geriledi. Gelişmeler, euro/dolar paritesi üzerinde de etkili oldu; parite 1,05’in altına geriledi. National Australia Bank Ltd Stratejisti Rodrigo Catril, “Fransa’daki siyasi çalkantılar euroya kesinlikle yardımcı olmuyor. Hükümetin güvensizlik oylamasıyla gerçek anlamda çökmesi belirsizliğe bir katman daha ekleyecektir” değerlendirmesinde bulundu.
Macron’un Erken Seçim Hamlesi ve Kriz
Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde rakibi Marine Le Pen’in partisi Ulusal Birlik’in kazandığı büyük zaferin ardından erken seçim kararı aldı. Bu durum, Fransa’da alt meclisi üç gruba böldü: Macron’u destekleyen zayıflamış bir merkez, solcu bir ittifak ve Le Pen liderliğindeki güçlenmiş bir aşırı sağ. Koalisyon imkânı bulunmadığı için, Macron Eylül ayında Barnier’i Fransa’nın karmaşık maliyesini düzene sokma misyonuyla başbakan olarak atadı. Son birkaç haftanın siyasi çalkantılarından önce bile, Fransa’nın mali durumu, 2024’ün sonunda borcu azaltma planları rayından çıkınca yatırımcılar için giderek artan bir endişe kaynağı haline gelmişti.
Fransa Borsası Moral Kaybetti
Fransa’nın CAC 40 endeksi, bu olumsuz gelişmeler eşliğinde yüzde 1’den fazla düşüşle güne başlarken, otomobil üreticisi Stellantis’in hisseleri, şirketin CEO’sunun ani istifası nedeniyle sert bir düşüş yaşadı. CEO Carlos Tavares’in istifasının ardından Stellantis’in Paris ve Milano’da listelenen hisseleri yaklaşık yüzde 7 değer kaybetti ve bu durum otomobil sektörü endeksinde yaklaşık yüzde 2’lik bir düşüşe neden oldu. Ülkenin ana hisse senedi endeksi de bankacılık sektörü hisseleri tarafından aşağı çekildi; Credit Agricole, Societe Generale ve BNP Paribas hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kaybetti.



