Haberler

IFC Türkiye ve Orta Asya Direktörü Wiebke Schloemer’den Türkiye’nin Küresel Ticaretteki Rolü

Uluslararası Finans Kurumu’nun (IFC) Türkiye ve Orta Asya Direktörü Wiebke Schloemer’in Değerlendirmeleri

Uluslararası Finans Kurumu (IFC) Türkiye ve Orta Asya Direktörü Wiebke Schloemer, Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Orta Doğu’yu birbirine bağlayan stratejik bir ihracat ve ithalat merkezi olarak küresel ticarette önemli bir rol üstlendiğini vurguladı. Schloemer, Türkiye’nin küresel ticaretteki konumu, yaşanan gelişmeler ve IFC’nin Global Ticaret Finansmanı Programı’nın (GTFP) hedefleri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

Schloemer, 2023 yılında Türkiye’nin, dünya genelinde 28’inci en büyük ihracatçı konumuna geldiğini ve bu pozisyonunu 2024’te koruyarak 262 milyar dolar değerinde rekor bir mal ihracatı gerçekleştirdiğini hatırlattı. Bu durumun, Türkiye’nin küresel ticaretteki etkisini ve önemini gözler önüne serdiğini ifade etti.

Türkiye’nin ticaret finansmanı alanındaki rolünün önemine değinen Schloemer, “Küresel ticaretin önemli bir kısmı, bankalar ve muhabir bankalar gibi aracılar tarafından finanse edilmektedir” diyerek, IFC’nin Küresel Ticaret Finansmanı Programı’nın, ticaretin kolaylaştırılmasında ve ticaret finansmanı açığının giderilmesinde kritik bir işlevi olduğunu belirtti.

GTFP ve Hedefleri

GTFP hakkında bilgi veren Schloemer, programın 20. yılını kutladığını ve IFC’nin gelişmekte olan piyasalardaki amir bankalarla (issuing bank) yapılan işlemlerde ticaretle ilgili riskleri kapsayan fonlanmamış garantiler sağladığını anlattı. “GTFP, uluslararası ve bölgesel bankalarla risk paylaşarak ticaret finansmanının erişilebilirliğini teşvik ediyor. Son 20 yıl içerisinde, IFC 188 binden fazla firmaya 120 milyar dolarlık ticaret finansmanı sağladı. Bu program, gıda güvenliği, istihdam yaratma, iklim değişikliği ile mücadele ve cinsiyet eşitliği gibi stratejik öncelikleri desteklemektedir ve çoğu faydalanıcı firma, IDA ülkelerinde faaliyet göstermektedir. Özellikle, GTFP faaliyetlerinin üçte biri tarım ve gıda sektöründedir, yüzde 40’ı ise Afrika’da gerçekleştirilmektedir” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin Küresel Ticaretteki Yeri

Dünya Ticaret Örgütü’ne göre, Türkiye’nin 2023 yılında ihracat ve ithalatının, küresel mal ticaretinin sırasıyla yüzde 1,08 ve yüzde 1,3’ü ile tarihin en yüksek seviyesine ulaştığını belirten Schloemer, bu rakamların Türkiye’nin küresel ticaretteki aktif katılımını ve ticaret finansmanı çözümlerine olan ihtiyacı vurguladığını söyledi. Türkiye’nin GTFP açısından dördüncü en büyük ülke konumunda olduğuna dikkat çeken Schloemer, “Bu durum, Türkiye’nin gelişmekte olan piyasalar arasında küresel ticaretteki önemli rolünü yansıtmaktadır” ifadelerini kullandı.

İlginizi Çekebilir  Erdoğan'dan TBMM Grup Toplantısında Önemli Açıklamalar

Türkiye’nin GTFP’deki amir banka ağı, 2009 yılında bir bankadan 2025 yılında 11 bankaya çıkarak önemli bir genişleme göstermiştir. Bu rakam, IFC’nin dünya genelindeki GTFP ağı içinde tek bir ülkede en fazla banka sayısını temsil etmektedir. Bu genişleme, Türkiye’nin ticaret finansmanına artan katılımını ve bağımlılığını göstermektedir. Özellikle dalgalı dönemlerde Türkiye, GTFP’ye katılımından önemli ölçüde fayda sağladı. Ticaret finansmanının mevcudiyeti kritik öneme sahip. IFC, bankalara sürekli destek sağlayarak belirsiz konjonktürlerin üstesinden gelmede önemli bir rol oynamaktadır. Bu destek, ülke notu düşüşleri, makroekonomik veya bölgesel gelişmelerden kaynaklanan dalgalanmalar ve Kovid-19 pandemisi gibi faktörler nedeniyle muhabir bankaların iştahının değiştiği zamanlarda hayati öneme sahip olmaktadır.

GTFP Limitinin Önemi

Schloemer, GTFP’nin Türkiye’deki ticaretin geliştirilmesine olan bağlılığını gösterdiğini belirterek, “İFC, ticaretle ilgili ödeme yükümlülüklerine karşı tam veya kısmi fonlanmamış garantiler sunarak Türkiye’de ticaretin geliştirilmesine olan bağlılığını ortaya koymaktadır. Bu bağlılık, ticaret finansmanı limitlerinin artması ve gerektiğinde vadelerin genişletilmesi açısından net bir şekilde görülmektedir” dedi.

GTFP limitinin Türk bankacılık sistemi üzerindeki etkisi ve sıkı para politikası altında kullanımına da değinen Schloemer, “GTFP limiti, özellikle Türkiye’deki mevcut sıkı para politikası koşullarında, ülkedeki bankacılık sistemi için büyük bir önem taşımaktadır” dedi. Schloemer, “Ticaret, Türk bankaları için önemli bir gelir kaynağıdır. Bu bankalar, ithalatçı ve ihracatçı müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılamak için GTFP’nin geniş ağından faydalanmaktadır. GTFP ağına dahil olmak, amir bankaların muhabir banka ağlarını genişletmelerine, ticareti desteklemek için mevcut kaynaklarını artırmalarına ve sermaye ekipmanlarının finansmanı için uzun vadeli programların sayısını artırmalarına yardımcı olmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

Sonuç olarak, GTFP’nin ticaret risklerini azaltma kapasitesi, bankaların yükünü hafifletmek ve Türkiye ekonomisinin genel sağlığını desteklemek için son derece değerlidir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu