Haberler

IMF Ekim 2023 Küresel Finansal İstikrar Raporu

Uluslararası Para Fonu (IMF) Küresel Finansal İstikrar Raporu: Ekim 2023

Uluslararası Para Fonu (IMF), Ekim 2023 Küresel Finansal İstikrar Raporu’nu “Rotayı Sabitlemek: Belirsizlik, Yapay Zeka ve Finansal İstikrar” başlığıyla yayımladı. Raporda, Nisan ayından bu yana küresel ekonomik aktivitenin ılımlı bir seyir izlediği ve enflasyonun yavaşlama eğiliminde olduğu vurgulandı. Büyük merkez bankalarının parasal gevşemelere devam etmesiyle birlikte, finansal koşulların uyumlu kaldığı, gelişmekte olan piyasaların direnç gösterdiği ve varlık fiyatlarındaki oynaklığın genel olarak düşük seyrettiği belirtildi. Ancak, kısa vadeli riskleri minimize eden bu destekleyici finansal koşulların, aynı zamanda finansal sistemde kırılganlıkların artmasına zemin hazırladığı ifade edildi.

Raporda, artan kırılganlıkların, süregelen askeri çatışmalar ve yeni seçilen hükümetlerin belirsiz gelecek politikaları nedeniyle daha olası hale gelen olumsuz şokları artırabileceği vurgulandı. Özellikle belirsizlik ile piyasa oynaklığı arasındaki artan kopukluğun, ani oynaklık artışları ve keskin varlık fiyatlandırması değişiklikleri olasılığını artırdığına dikkat çekildi. Ağustos ayı başındaki piyasa çalkantıları, bu tür sert tepkilerin ne kadar şiddetli olabileceğine dair önemli bir örnek teşkil etti.

“Yüksek Seviye Borçlar Küresel Zorluk Olmaya Devam Ediyor”

Rapor, ekonomik belirsizlikteki artışın gelecekte ekonomik büyüme, varlık fiyatları ve banka kredilerindeki büyümeye yönelik aşağı yönlü riskleri artırabileceğine işaret etti. Belirsizlikteki artışın, küresel mali kriz sırasında görülen artışla eşdeğer bir sıçramanın, yıllık küresel gayrisafi yurt içi hasıla büyümesini 1,2 puan kötüleştirebileceği belirtildi. Bu etkinin, makro finansal kırılganlıkların daha yüksek olduğu veya piyasa oynaklığının belirsizlikten daha kopuk olduğu durumlarda daha belirgin olacağı ifade edildi. Ayrıca, belirsizliklerin ticaret ve finansal bağlantılar yoluyla sınır ötesi bulaşmayı tetikleyebileceği kaydedildi.

“Gelişmiş Ekonomilerin Para Politikasını Gevşetmesi, Gelişmekte Olan Piyasalar Üzerindeki Baskıyı Hafifletebilir”

Gelişmekte olan piyasaların Nisan ayından bu yana gösterdiği dayanıklılık, gelişmiş ekonomilerin para politikasını gevşetmeye başlamasının yakın gelecekte bu piyasalar üzerindeki baskıyı hafifletebileceği umudunu doğurdu. Ancak, ticaret politikaları ve jeopolitik belirsizliklerin yanı sıra, Çin’deki yavaşlayan büyüme görünümünün, gelişmekte olan piyasalarda finansal istikrarı korumayı zorlaştırabileceği vurgulandı. Ticaret kısıtlamaları ve jeopolitik olayların şirketleri olumsuz etkileyebileceği ifade edilirken, ticari gayrimenkul sektöründeki baskıların hala yoğun olduğu belirtildi.

İlginizi Çekebilir  ABD Hisse Senedi Endeksleri Yükseliyor: Eylül Ayı Belirsizlikleri

Raporda, küresel bankacılık sektörünün güçlü sermaye ve likidite tamponları ile dirençliliğini koruduğu, bazı kredi türlerinde batık kredi oranlarının artmasına rağmen genel varlık kalitesinin önemli ölçüde bozulmadığı ifade edildi. Ancak, faiz indirimlerinin banka karlılığını olumsuz etkileyebileceği de göz önünde bulunduruldu. Yapay zekanın sermaye piyasası faaliyetlerinde kullanımı, banka dışı finansal kurumların büyümesini destekleyici bir unsur olarak değerlendirildi; buna karşın yapay zekanın potansiyel risklerine de dikkat çekildi.

“Politika Yapıcılar Kırılganlıkları Sınırlamak İçin Harekete Geçmeli”

Rapor, kısa vadeli finansal istikrar risklerinin kontrol altında görünmesine rağmen, finansal sistemdeki kırılganlıkların arttığını belirtti. Politika yapıcıların, bu kırılganlıkları sınırlamak için etkin adımlar atması gerektiği vurgulandı. Merkez bankalarının para politikalarının, herhangi bir veriye aşırı tepki vermemesi gerektiği konusunda net bir iletişim kurmasının belirsizliği azaltabileceği ifade edildi. Ayrıca, birçok ülkenin borcunun pandemi öncesi seviyelerin üzerinde seyretmesi nedeniyle mali ayarlamaların yapılması gerektiği belirtildi.

Raporda, borçlanmanın devam eden birikimi ve artan ekonomik belirsizliğin, makro ihtiyati politika çerçevesinin güçlendirilmesi gerekliliğini ortaya koyduğu kaydedildi. Şirketlerin ve ticari gayrimenkul sektörünün zayıflıklarını izlemek için sürekli bir teyakkuz gerektiği vurgulandı; stres testleri ve risk yönetiminin önemine de dikkat çekildi.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu