İstanbul Kapalı Dikey Tarım Uygulama Merkezi: Yenilikçi Tarım Uygulamaları ve Su Tasarrufu

İstanbul Kapalı Dikey Tarım Uygulama Merkezi
İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürü Suat Parıldar, İstanbul Kapalı Dikey Tarım Uygulama Merkezi’nde son iki yıl içerisinde 6 tondan fazla ürünün tüketicilere ulaştırıldığını belirtti. Gerçekleştirilen denemeler sonucunda oluşturulan veri setine yatırımcıların ücretsiz erişim sağlayabileceğini ifade eden Parıldar, kamu, yerel yönetim ve özel sektör işbirliğiyle hayata geçirilen bu merkezin, dünya genelinde eksi 30 metrede bulunan en derin ikinci tarımsal üretim merkezi olduğunu vurguladı.
Ürünlerin yetiştirilmesinde kullanılan sistem hakkında bilgi veren Parıldar, “Güneş enerjisi burada mevcut değil; gün ışığı da yok. Ancak bitkilerin ihtiyaç duyduğu gün ışığını, özel aydınlatma sistemleriyle sağlıyoruz. Toprak kullanmadan, bitkilerin tutunacağı bir ortam hazırlıyoruz. Bunun yanı sıra, bitkilerin ihtiyaç duyduğu besin elementlerini sulama suyu aracılığıyla onlara ulaştırıyoruz” dedi.
Yılın 365 Günü Üretim İmkanı
Kapalı ortamda ürün yetiştirmenin avantajlarını anlatan Parıldar, hem bitki hastalıkları hem de zararlılarla ilgili konuların kontrol altına alındığını, bu sayede merkezde pestisit kullanılmadan sebze ve meyve yetiştirilebildiğini belirtti. Parıldar, “Merkezimizde su tasarrufunu yüzde 99’un üzerinde sağlıyoruz. Bu, suyu üretim planlamamızda merkez alarak şekillendirdiğimiz en önemli unsurlardan biridir. Ayrıca, coğrafi iklim şartlarından etkilenmemek de büyük bir avantaj. Rüzgar, fırtına, yağış, sel, aşırı sıcaklar ve aşırı soğuklar gibi unsurları tamamen kontrol altına alabiliyoruz. En büyük özelliklerinden biri, yılın 365 günü üretim yapabilme olanağına sahip olmamızdır. Bu tür atıl alanları da kullanarak, eksi 30 metrede, eksi 8’inci katta üretim yapabiliyoruz. Bunun yanı sıra, açık alanlardan elde edilebilecek ürünlerin 40 ila 100 katı kadar ürün elde edebilmekteyiz” şeklinde konuştu.
Bu unsurlar sayesinde karbon ve su ayak izini azaltabildiklerini, daha fazla ürünü daha hızlı bir şekilde, taze ve tüketici taleplerine uygun olarak üretebildiklerini aktaran Parıldar, merkezde iyi tarım uygulamaları ve sertifikalı üretim yapıldığını da ekledi.
Bilgi ve Veri Seti Oluşturma Amacı
Merkezin toplamda 700 metrekarelik bir alana kurulduğunu, bu alanda ofisler, fide hazırlama merkezi ve yaklaşık 15 ile 20 dekara denk gelen 275 metrekare büyüklüğünde 3 üretim alanı bulunduğunu belirten Parıldar, “Buradaki asıl amacımız, İstanbul’un sebze ve yeşillik anlamındaki ihtiyacını maksimum düzeyde karşılamak değil, bu teknolojiyi kullanarak bilgi ve veri seti oluşturmaktır. Hangi ürünü, hangi şartlarda denedik, karşılaştığımız riskler, tehditler ve avantajlarımız neler, bunları ortaya koymak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Parıldar, üretim sürecinin aşamalarını ise şöyle özetledi: “Öncelikle bitkinin tutunma ortamını sağlıyoruz. Bu ortam sağlandıktan sonra, iç kısımda bulunan sulama suyu ile birlikte bitkinin ihtiyaç duyduğu besin elementlerini otomasyon sistemiyle sağlıyoruz. Hangi ürünü üreteceksek, örneğin fesleğen yetiştireceksek, fesleğenin ne kadar bitki besin elementine ihtiyaç duyduğunu otomasyon sistemi ile ayarlayarak sulama suyuyla sağlıyoruz. Bitki bu sulama suyundan ve besin elementlerinden faydalandıktan sonra kalan suyu tekrar depomuza alıyoruz, filtre ediyoruz ve sonra tekrar üreteceğimiz ürünün isteğine göre zenginleştirerek sunum yapıyoruz. Böylece tüm veri tabanlarını ve bilgileri toplamış oluyoruz.”
Yeni Yatırımcılar Ücretsiz Veri Setlerine Erişebiliyor
Ürünlerin fide sürecinin yaklaşık 15 ila 30 gün sürdüğünü ve fide haline geldikten sonra bu ürünlerin üretim alanına alındığını aktaran Parıldar, bu alanda 20-30 gün içinde hasat olgunluğuna ulaşıp tüketiciye sunulabileceğini söyledi. Dikey tarımın geleneksel yöntemlerle üretilen ürünlere göre daha zengin içeriğe sahip olduğunu vurgulayan Parıldar, “88 çeşitte deneme gerçekleştirdik ve iki yıl içinde 6 tonun üzerinde ürün sağladık. Denemelerin veri setini oluşturduk ve yatırımcılar bu verilere maliyetsiz erişim sağlayabiliyor” dedi.
Artık ürün talep eden market ve tüketici gruplarının oluştuğunu kaydeden Parıldar, bu pazar grubuna ürettikleri ürünleri ücret karşılığında vererek yeni projeleri için kaynak sağladıklarını da dile getirdi. Parıldar, “Bundan sonraki süreçte farklı çalışmalar yapmayı planlıyoruz. Belki ilaç sanayisinin ihtiyaç duyduğu bitkilerin çalışmalarını da burada, bakanlığımızla birlikte sürdürerek yeni bir veri seti oluşturacağız. İki yıl içerisinde Kapalı Dikey Tarım Uygulama Merkezi’mizi 10 binin üzerinde ziyaretçi ile buluşturduk. Burada bitkilerin nasıl yetiştirileceği hakkında eğitim alan çocuklar, gençler ve tarımla ilgili araştırmalar yapan uzmanlara bir ortam sunuyoruz” dedi.



