Haberler

OECD Türkiye Ekonomisi Değerlendirmesi: Sıkı Politika ve Büyüme Öngörüleri

OECD Türkiye Ekonomisi Üzerine Değerlendirmelerde Bulundu

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) Türkiye ekonomisti Sebastien Turban, Türkiye’nin mevcut ekonomi politikalarını sürdürmesi durumunda uluslararası yatırımcı güveninin daha da artabileceğini vurguladı. Turban, ekonomik büyümenin 2026 yılında sürdürülebilir seviyelere döneceğini öngördü. OECD’nin geçtiğimiz hafta yayımladığı “Türkiye İnceleme Raporu”nun yazarları arasında yer alan Turban, rapordaki bulgular ve Türkiye ekonomisine dair öngörülerini Anadolu Ajansı (AA) muhabirine aktardı.

Turban, Türkiye’de 2023 ortalarından itibaren yaşanan makroekonomik politikalarındaki dönüşümün neticesinde cari açığın azaldığını, enflasyon ve enflasyon beklentilerinin ise kademeli olarak düştüğünü ifade etti. Enflasyonun hâlâ yüksek olduğunu ancak düşüş eğilimini sürdürdüğünü belirten Turban, “Para ve maliye politikalarındaki uygulamalar, bizim öngörülerimizle uyumlu. Maliye ve para politikalarındaki sıkı duruş, enflasyon kontrol altına alınana kadar sürdürülmeli. Eğer hükümet Orta Vadeli Program hedeflerine ulaşır ve uzun vadede bu seviyede bütçe açığını korursa, kamu borcu sürdürülebilir olacaktır.” şeklinde konuştu.

Turban, şu anda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve maliye otoritelerinin bu duruşu sürdürmek için güçlü taahhütlerde bulunduğuna dikkat çekerek, “Merkez Bankası’nın iletişimine bakıldığında, enflasyon kontrol altına alınana kadar para politikasının sıkı kalması gerektiği ve faiz kararının enflasyon ve beklentiler doğrultusunda belirleneceği oldukça net bir şekilde ifade ediliyor.” dedi.

Para politikasında erken gevşemeye yönelik bir risk olabileceğini ancak bunun temel beklentilerinin dışında olduğunu kaydeden Turban, ana senaryolarının makroekonomik politikalara yönelik güçlü taahhüdün devam edeceği yönünde olduğunu anlattı. Ayrıca, makroekonomik politika duruşundaki dönüşümün Türkiye’nin dış pozisyonunu da iyileştirdiğini ve brüt rezervlerin son iki yılda önemli ölçüde arttığını dile getirdi. Turban, “Swaplar hariç net rezervlerde de bir artış görüldüğünü ve net rezervlerin 2024’te 2020’nin başından beri ilk kez pozitife döndüğünü” hatırlattı.

Ancak, son dönemdeki gelişmeler nedeniyle yaşanan azalma gözlemlenebilir olsa da, bu düşüşün son iki yıldaki birikim kadar yüksek olmadığını belirten Turban, “Bu açıdan, yine de rezervlerdeki artışı oldukça olumlu bir gelişme olarak görüyoruz.” diye ekledi.

İlginizi Çekebilir  Apple AirPods'lara çeviri hizmeti geliyor

Türkiye’nin Potansiyel Büyümesi Yüzde 4 Seviyesinde

Turban, Türkiye’deki ekonomik büyümenin makroekonomik politikalar öncesinde “sürdürülemez derecede yüksek” olduğunu belirterek, sıkı para ve maliye politikasının bu büyümeyi daha sürdürülebilir hale getirmeye yardımcı olduğunu ifade etti. Bu yıl Türkiye ekonomisinin yüzde 3,1 büyümesini beklediklerini aktaran Turban, “Her ekonomide olduğu gibi sıkı para ve maliye politikasının enflasyon ve büyüme üzerinde baskı yarattığını” belirtti.

Ekonomik büyüme yavaşlamasının, özellikle enflasyonu sürdürülebilir bir yola geri getirmeyi amaçlayan makroekonomik politikalar tarafından tetiklendiğini vurgulayan Turban, “Mevcut öngörülerimize göre, ekonomik büyümenin 2026’da yüzde 3,9 ile potansiyeline geri döneceğini düşünüyoruz. OECD’ye göre, Türkiye’nin potansiyel büyümesi yüzde 4 seviyesinde. Potansiyel büyüme, ekonominin fazla enflasyonist baskı oluşturmadan ne kadar büyüyebileceğini gösterir.” dedi.

Sıkı Ekonomi Politika Duruşunun Önemi

Türkiye’ye yönelik uluslararası yatırımcı algısını değerlendiren Turban, makroekonomik politikaların uygulandığı son dönemde yabancı yatırımcı algısının iyileşmeye başladığını ve bunun en önemli kanıtlarından birinin de kredi derecelendirme kuruluşlarının not artırımları olduğunu ifade etti. Turban, uluslararası yatırımcılar arasında daha yüksek bir iyimserlik olduğunu belirterek, “Ama hâlâ gidilecek bir yol var. Türkiye’ye gelen yabancı yatırımların, dalgalı sermaye akışları değil, ekonomide daha kalıcı olan doğrudan yabancı yatırımlar olması çok önemli.” dedi.

Bu nedenle, politika duruşunun sürdürülmesi gerektiğini savunan Turban, “Yatırımcı güveni, zamanla daha da artırılabilir.” ifadelerini kullandı. Son dönemde yaşananlara karşı, Merkez Bankası ve ekonomi otoritelerinin iletişiminden ve belirsizliklere karşı alınan kararlardan gördükleri, politikaları sürdürme taahhüdünün mevcut olduğunu belirterek, “Böylece, Türkiye’ye güven artabilir ve bu yabancı yatırım akışları daha kalıcı hale gelir.” şeklinde konuştu.

OECD’nin Türkiye İnceleme Raporu’na Dair Gözlemler

OECD, geçtiğimiz haftaki Türkiye İnceleme Raporu’nda, sıkı para ve maliye politikasının sürdürülmesi tavsiyesinde bulunmuş, mali disiplinin güçlendirilmesi, harcama verimliliğinin artırılması, vergi gelirlerinin genişletilmesi ve kapsayıcı büyümeyi teşvik etmek için yapısal reformlara ihtiyaç duyulduğunu belirtmiştir. Türkiye’nin ekonomik yakınsamayı başarıyla sürdürmesinin yapısal reformları hayata geçirmesine bağlı olduğuna dikkat çekilen raporda, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,1 ve 2026’da yüzde 3,9 büyüyeceği, enflasyonun ise bu yıl sonunda yüzde 31,4 ve 2026’da yüzde 17,3 seviyesinde gerçekleşeceği tahmin edilmiştir.

İlginizi Çekebilir  Ukrayna, ABD'nin 30 Günlük Ateşkes Teklifine Yanıt Verdi

OECD verilerine göre, Türkiye ekonomisi son 10 yılda OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ekonomilerden biri olmuş ve yıllık ortalama yüzde 4,9 büyüme göstermiştir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu