Haberler

Tarımda Kriz: Çiftçiler Borçlanıyor, Sorunlar Artıyor

İRFAN DONAT

Her zaman ifade ettiğimiz gibi tarım, adeta bir kumar haline dönüşmüş durumda. Çiftçilik yapmak, her geçen gün daha da karmaşık ve zor bir hale geliyor. Bu durumu kırsalda gerçekleştirilen saha çalışmaları da doğruluyor. Kredi Kayıt Bürosu (KKB), 2019 yılından beri her yıl düzenli bir şekilde “Tarımsal Görünüm Saha Araştırmaları” yapıyor. 2024 yılına ilişkin anket sonuçları da nihayet açıklandı. Raporun satır aralarında, tarımın mevcut durumu kadar geleceği hakkında da önemli ipuçları ve sinyaller yer alıyor.

KKB Tarımsal Görünüm Saha Araştırması, Frankfurt School of Finance & Management uzmanları tarafından her yıl 28 ilde aktif olarak çiftçilik yapan işletmelerle basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle gerçekleştirilmektedir. 2024 yılı için yapılan görüşmelerde 1.098 çiftçi ile iletişime geçilirken, saha araştırması tarım sektörünün farklı alanlarını ve ihtiyaçlarını ölçen 34 sorudan oluşmaktadır. Ortaya çıkan rapor, üretim ve satış süreçlerindeki kırılganlıkları net bir şekilde gözler önüne seriyor: Çiftçiler en çok “girdi maliyetlerinden” şikayet ediyor. Gübre, mazot, yem ve ilaç gibi maliyetler, üretimin ilk aşamasında çiftçiyi borçlandırıyor. Üretim tamamlandıktan sonra ise “beklentilerin altında kalan satış fiyatları” ile yüzleşmek zorunda kalıyorlar.

Rapor, ekonomik sorunların yanı sıra ekolojik problemleri de vurguluyor. Su kaynakları baskı altında, iklim değişikliği etkisini göstermeye devam ediyor ve topraklar giderek yıpranmış durumda. Her üç çiftçiden ikisi, iklimin artık “kuraklaştığını veya dengesizleştiğini” ifade ediyor. Üretim sorunu, orta ve uzun vadede potansiyel bir gıda arz güvenliği krizine dönüşebilir. Gelin, anket sonuçlarından elde edilen bulgulara birlikte göz atalım.

ÇİFTÇİ YAŞLANIYOR

Türkiye’de Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı tam 2 milyon 319 bin 426 çiftçi bulunuyor. KKB’nin araştırmasına göre, çiftçi yaşı 2024’te ortalama 53,2 olarak kayıtlara geçerken, genç çiftçi oranı ise sınırlı bir artışla %15 seviyesinde kalıyor. Frankfurt School’un 2016, 2017 ve 2018 yıllarında gerçekleştirdiği saha araştırmalarında ölçülen ortalama yaşlar sırasıyla 48,4, 48,3 ve 47,6 olarak kaydedilmişti. 2024 itibarıyla ortalama yaş, önceki KKB saha araştırmalarında gözlemlenen en düşük değer olan 51,1’den 2,1 yaş yüksek. Son beş yıllık trend, çiftçi kesiminde yaşlanmanın hızla sürdüğünü gösteriyor. Ankette çiftçi yaş ortalamasının 53,2 olarak çıkması sizi şaşırtmasın, çünkü saha araştırması için çiftçi seçiminde arazi sahipliği veya ÇKS kaydı değil, “aktif” çiftçilik/çiftlik yöneticiliği kriteri gözetiliyor. Eğer ÇKS kaydı baz alınırsa, Türk Ziraat Odası’nın (TZOB) verilerine göre, Türkiye’de çiftçi yaşı ortalaması 59 seviyesinde ve 18-32 yaş arası genç çiftçilerin oranı sadece %5 civarında.

DÖNGÜSEL TARIMDAN UZAKLAŞIYORUZ

Tarım, hem hayvansal hem de bitkisel üretimi kapsayan ve birbirini tamamlayan bir süreçtir. Bu noktada bir döngü söz konusu. En basit haliyle özetlemek gerekirse, hayvanların gübreleri bitkileri besler, o bitkilerin çıktılarıyla da hayvanların yem ihtiyacını karşılarız. Ancak günümüzde tarımda bu döngüsel sistemden giderek daha fazla uzaklaşılıyor. Çiftçi anketi sonuçları da bunu doğruluyor. Saha araştırmasında, tarımsal işletmelerin ana faaliyet tipi bitkisel, hayvansal ve karma olarak üç kategoride izleniyor. Uzun yıllar ortalamasına bakıldığında, Türkiye’de her 10 işletmeden yaklaşık 6’sının bitkisel üretim, geri kalan 4’ünün ise karma üretim (bitkisel + hayvansal) gerçekleştirdiği ortaya çıkıyor. Sadece hayvancılık yapan işletmeler araştırmada %1’in altında bir orana sahip. Diğer yandan, bitkisel üretimle iştigal eden işletme oranında sınırlı bir artış gözleniyor. Bu artışın, daha çok ana faaliyet alanı bitkisel üretim olan ama yan faaliyet olarak hayvancılıkla da uğraşan karma işletmelerin bu yan faaliyete son vermesinden kaynaklandığı tahmin ediliyor. Karma işletmelerin azalması, tek bir üretim tipinde ihtisaslaşmaya işaret ediyor gibi görünse de, özellikle küçük aile işletmelerinde gözlemlenen entegre ve döngüsel tarımsal üretim sisteminin azalmakta olduğunun da sinyallerini veriyor. Bu noktada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise, tarım sektöründe ekonomik, sosyal ve çevresel açılardan karma işletmelerin genel olarak daha sürdürülebilir kabul edildiğidir.

İlginizi Çekebilir  TCMB Uluslararası Yatırım Pozisyonu Raporu: Temmuz 2024 Verileri

ÖLÇEKLER KÜÇÜK

Türkiye’de tarımsal işletmelerin büyüklüğü, ölçek ekonomisi açısından yeterli seviyelerde değil. Halen ortalama işletme büyüklüğünün 61 dekar seviyelerinde olduğu tahmin edilmektedir. Benzer bir durum hayvansal işletmeler için de geçerli. KKB’nin yayınladığı anket sonuçlarına göre son beş yılda işletme tipine göre hayvan sayısı ortalamaları; süt inekçiliğinde 27 baş, besicilikte 55 baş, küçükbaşta ise 245 baş olarak ortaya çıkıyor. Ancak ölçek ekonomisi açısından büyükbaşta ideal ortalama hayvan sayısının 100, küçükbaşta en az 300 olması önerilmektedir. Bakanlığın geçmiş yıllarda uygulamaya çalıştığı “300 koyun projesi” bunun en somut örneği. Ancak hem arazi hem de hayvan sayısı açısından ölçeklerin küçük olması, üretim maliyetini artıran ve karlılığı düşüren bir faktör olarak karşımıza çıkıyor.

İklim Değişikliği Üretim Maliyetlerini Artırıyor

2024 saha araştırmasında genel olarak üretimi etkileyen sorunların boyutu ve trendi pek değişmemiş. Geçmiş yıllarda olduğu gibi “girdi pahalılığı” (%98) neredeyse tüm çiftçilerin ortak sorunu olmaya devam ediyor. Bunu “iklimsel dengesizlikler” (%65), “su kısıtı” (%36) ve hastalıklar ile zararlılarla mücadele (%33) problemleri takip ediyor. Bu yılın başından itibaren daha fazla hissettiğimiz kuraklık ve zirai don olayları 2024 yılında yaygın şekilde yaşanmamış olsa da, çiftçilerin iklim değişikliğinin kalıcı bir sorun olduğuna dair fikirleri netleşmiş durumda. Bunun yanı sıra çiftçinin en büyük kronik sorunu olan “pahalı girdiler” iklimden bağımsız bir sorun gibi görünse de, aslında durum böyle değil. İklim değişikliği, çiftçinin üretim maliyetini artıran önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin, bir sezonda yetiştirdiği ürün için dört sulama yapan bir çiftçi, kuraklık dönemlerinde sulama sayısını beş veya altıya çıkarmak zorunda kalıyor. Bu durum, ekstra sulama ve enerji maliyeti demek. Zirai don sonrası ürünleri hasara uğrayan çiftçi, eğer ekim sezonunu kaçırmamışsa yeniden fide dikimi yaparak sezonu kurtarmaya çalışıyor ki bunun da ek fide ve hazırlık maliyeti oluyor. Ayrıca, kuraklık ve aşırı sıcaklar ya da aşırı yağışlar sonucu artan hastalık ve zararlılar için çiftçi, ekstra pestisit kullanmak zorunda kalıyor. Tüm bu sebepler, iklim kaynaklı girdi maliyet artışına dönüşüyor. Özetle, “İklim değişikliği” ve “su kısıtı”, çiftçiler için uzun vadeli sorunlar haline gelmiş durumda. Zira son dört yılda KKB’nin araştırmasına katılan her üç çiftçiden ortalama ikisi “iklim kuraklaştı/dengesizleşti”, biri ise “yetersiz su” yanıtlarını veriyor. Tüm bu gelişmeler, hem üretimi daha kırılgan hale getiriyor hem de bu işin sürdürülebilirliğini sorgulamaya itiyor.

Sorun Yaşamayan Çiftçi Sayısı Her Geçen Gün Azalıyor

Ankette çiftçilere “üretim sonrasında” karşılaştıkları problemler sorulmuş. Son beş yıllık trende baktığımızda sorun yaşamayan çiftçi sayısının her geçen yıl azaldığı dikkat çekiyor. 2020 yılında “Herhangi bir sorun yaşamıyorum” diyen çiftçi oranı %29 seviyelerinde iken, 2024’te bu oran %11’e gerilemiş durumda. Başka bir deyişle, Türkiye’de her 10 çiftçiden 9’u sorun yaşıyor. Çiftçilerin üretim sonrası yaşadığı en büyük sorunların başında, ürünlerini bekledikleri fiyata satamamak, alıcı bulmakta zorlanmak ve ürün parasının geç ödenmesi geliyor. “Ürün parasının geç ödenmesi” sorunu, 2023’teki yüksek enflasyon ile birlikte artarken, 2024’te de çiftçiler için önemli bir kaygı unsuru olmaya devam ediyor.

İlginizi Çekebilir  Nükleer Enerjide Yeni Büyüme Dönemi

Tahsilat Süreleri Uzuyor

KKB’nin anketinde çiftçilere sattıkları ürünlerin bedelinin tahsilat şekli ve süresi de sorulmuş. Burada dikkat çeken bir nokta, özellikle son iki yıldır vadeli satışların (kısmen + tamamen vadeli) 2021 ve 2022’ye göre yükselirken, peşin satışların görece azalması. Raporda şu not dikkat çekici: “Hububat bedeli ödemelerini 2022’de 10 gün içerisinde yapan TMO, alım miktarında tarihi rekorlar kırdığı 2023 yılında bu süreyi 30 güne, 2024’te ise 45 güne çıkarmıştır. KKB tarım uzmanları, gerçekleştirdikleri saha ziyaretlerinde birçok tarla ürünü ve sebzede (özellikle patates, soğan, domates, karpuz, kavun) satışların neredeyse tamamen vadeli hale geldiğini gözlemlemişlerdir.”

Tarım Çiftçinin Tek Gelir Kaynağı Olmaktan Çıkıyor

Saha araştırmasında çiftçilere (aile üyeleri dâhil) tarımsal üretim dışında faaliyetleri soruluyor. Böylece hane halkının tarım dışındaki gelir kaynakları da analiz ediliyor. 2024’te “Başka gelirimiz yok” diyenlerin oranı %29 ile, her ne kadar 2023’e göre (%24) yükselmiş görünse de, uzun vadede düşüş trendinin devam ettiği görülüyor. Zira 2020’de başka geliri olmadığını beyan eden çiftçi oranı %39 olarak kaydedilmişti. 2024 itibarıyla çiftçi hane halklarının %71’i tarımsal gelirlerine ek olarak farklı gelir kaynakları elde ediyor. Başka bir deyişle, tarım, trend olarak çiftçinin tek gelir kaynağı olmaktan çıkıyor. Tarıma ilave olarak hane halkına gelir sağlayan ilk üç faaliyet ise emekli maaşı, işçi/memur maaşı ve esnaflık/ticaret geliri olarak sıralanıyor. Diğer yandan, kamuoyunda EYT olarak bilinen ve 3 Mart 2023 tarihinde hayata geçen emeklilik düzenlemesinden sonra emekli aylığı alanların (%44) oranı yüksek kalmaya devam ediyor. Özetle kırsalda tek geçim kaynağı olmaktan çıkan tarım, ekonomik ve ekolojik zorluklarla birlikte daha fazla baskı altında kalıyor.

Borçlanan Çiftçi Oranı Artıyor

Çiftçilere, kullandıkları finansman kaynakları sorulduğunda dikkat çeken bir başka nokta, borçlanan çiftçi oranındaki artış. 2019 yılında “Hiç borçlanmadım (Öz kaynak)” cevabını veren çiftçi oranı %55 iken, 2024’te bu oran %28 olarak karşımıza çıkıyor. Üretimden satışa kadarki süreçlerde kronik sorunlarla boğuşan çiftçi, eriyen öz kaynaklarına karşın finansmanı farklı şekillerde temin etmeye çalışıyor. Geçmiş yıllarda olduğu gibi en çok kullanılan finansman türü %61 ile banka kredisi olurken, bunu %23 ile tarım kredi kooperatifleri kredisi ve %21 ile girdi bayisinden vadeli alınan mal ya da yazdırılan borç takip ediyor.

ÖNCELİK YATIRIM DEĞİL İŞLETME KREDİSİ

Sektörün genel gidişatına ilişkin bilgi verecek bir başka nokta ise kullanılan kredilerin türü. Her 10 çiftçiden 6’sı bankalardan kredi kullanıyor. Bankalardan kredi kullanan çiftçilere, aldıkları kredilerin amacı sorulduğunda, %81’i üretime yönelik işletme kredisi cevabını verirken, yalnızca %44’ü yatırım amaçlı tarımsal kredi kullandığını belirtiyor. Burada trend olarak çiftçilerin kullandığı kredilerde “işletme” kredilerinin payında bir artış gözlenirken, “yatırım” kredilerinin payında bir düşüş yaşandığı dikkat çekiyor. Başka bir deyişle, çiftçi borçlanıyor ama büyümek için değil, ayakta kalmak ve mevcut geçimlik üretimini koruyabilmek için… Bu tablo, ne kadar sürdürülebilir?

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu